prof-dr-adem-apak-yazıları

Prof. Dr. Adem APAK

Müminlerin Annesi

Miladi 590 yılında doğdu. Asıl adı Berre iken, Hz. Peygamber (sav) onunla evlenmesinin ardından ismini “cömert, dürüst ve itaatkâr” anlamına gelen Meymûne olarak değiştirdi. Meymûne’nin babası Âmir b. Sa’saa kabilesinden Haris b. Hazm, annesi ise Hind (Havle) bint Avf’tır.[1]

Hz. Meymûne’nin (rah) öz kardeşleri arasın­da Hz. Abbâs’ın (ra) eşi Ümmü’1-Fazl Lübâbe (rah) Hâlid b. Velîd’in (ra) annesi Lübâbe es-Suğrâ, ana bir kardeşleri arasında Hz. Hamza’nın (ra) eşi Selmâ bint Umeys (rah), Ca’fer b. Ebû Tâlib’in (ra)  eşi Esma bint Umeys (rah) ve Rasûl-i Ekrem’le (sav) üç ay kadar evli kaldık­tan sonra vefat eden Zeyneb bint Huzeyme (rah) de bulunmaktadır.[2]

Hz. Peygamber’in (sav) Hz. Meymûne (rah) validemizle evlenmesiyle Umretü’l-Kaza arasında doğrudan irtibat bulunmaktadır. Bilindiği üzere Hz. Peygamber (sav) Hudeybiye seferi sonucunda Mekke müşrikleriyle aşağıdaki şartlarda bir antlaşma yapmıştı:

1. Müslümanlar bu yıl Mekke‘ye girmeyeceklerdir. 2. Ziyaretlerini gelecek yıl yapacaklar, ancak şehirde üç günden fazla kalmayacaklardır. 3. Bu esnada Müslümanların yanında sadece yolcu kılıçları bulunacaktır. 4. Anlaşmadan sonra Mekkelilerden biri Müslümanların yanına sığınırsa geri çevrilecek, fakat Müslümanlardan biri Mekke’ye dönerse, şehirden çıkarılmayacaktır. 5. Başka kabileler istedikleri tarafla ittifak yapabileceklerdir.[3]  Allah Rasûlü (sav) anlaşmanın ilk üç maddesinde zikredilen Kabe ziyaretini bir yıl sonra gerçekleştirdi. Kaynaklarımızda bu ziyaret Umretü’l-Kaza olarak zikredilmiştir. Allah Rasûlü (sav) umre esnasında Meymûne (rah) validemiz ile evlilik gerçekleştirmiştir.[4]

Meymûne validemiz, İslâm’ın zuhurundan bir süre önce evlendiği Mes’ûd b. Amr es-Sekafî’den ayrılmasının ardından Ebû Rühm b. Abdüluzzâ ile evlilik gerçekleştirmişti. Ancak yeni eşi de vefat etti. Bunun üzerine bizzat kendisi Hz. Peygamber (sav) ile evlen­mek istediğini kız kardeşi Ümmü’1-Fazl Lübâbe’ye (rah) açtı.  Hz. Abbâs (ra) veya Ca’fer b. Ebû Tâlib (ra) de Rasûl-i Ekrem’e (sav) baldızları Meymûne ile nikahlanmasını teklif ettiler. Bu esnada Umretü’l-kazâ hazırlıklarını gerçekleştiren Hz. Peygamber (sav) kendisine yapılan teklifi kabul ederek Mekke’deki amcası Abbâs’a (ra) haber gönderip Meymûne (rah) ile evlen­mesine aracılık yapmasını istedi.[5]

Hz. Meymûne’nin (rah), Hz. Peygamber’in (sav) evlenme ni­yetini öğrenince kendini ona hibe ettiği, kendisini Peygamber’e hibe eden mümine kadının evliliğini Peygamber de onu nikâhlamayı dilediği takdirde sadece Pey­gamber’e mahsus olmak üzere onaylayan âyetin bu olay üzerine indiği rivayet edilir.[6]

“… Bir de kendi nefsini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini nikahlamayı murad ettiği mü’min kadını, diğer mü’minlere değil yalnız sana mahsus olmak üzere helâl kıldık ve senin üzerine müşkilat olmaması için mü’minlerin zevceleri ve cariyeleri hususunda farz kıldığımızı evvelce sana bildirdik. Allah Gafurdur, Rahimdir” .[7]

Allah Rasûlü (sav) bu evlilik sebebiyle Meymûne’ye  (rah) 500 dirhem mehir vermiş, bundan sonra bir daha evlilik yapmamıştır.

Birden çok kadınla evliliği konusunda pek çok hikmetler ve Müslümanlar adına hayırlar zikredilen Hz. Peygamber’in (sav) bazı evliliklerinde siyasî hedefler de güttüğü bilinmektedir. Meymûne (rah) ile izdivacı da onun siyasî sebepli evliliklerinden sayılır. Hz. Peygamber’in (sav) bu evliliğiyle, yet­miş kadar sahâbînin şehid düştüğü Bi’rimaûne olayından (H.4/M.625) sonra Meymûne’nin (rah) mensup olduğu Arabistan’ın güç­lü kabilelerinden Âmir b. Sa’saa ile akra­balık kurmak istediği anlaşılmaktadır. Allah Rasûlü (sav) benzer bir gayeyle daha önce yine Âmir b. Sa’saa kabilesine mensup aynı zamanda Meymûne’nin (rah) üvey kardeşi olan Zeynep bint. Huzeyme (rah) ile de izdivaç gerçekleştirmişti. Onların kabileleri genel anlamda Müslümanlara karşı düşmanca faaliyetlerin içinde olmuştur. Hz. Zeyneb bint Huzeyme (rah) bu süreçte Hz. Peygamber’in (sav) kabilesinden olan Ubeyde b. Hâris (ra) ile evliydi. Ubeyde’nin Bedir savaşı esnasında şehit olması üzerine Hz. Zeyneb (rah) dul kaldı. Allah Rasûlü (sav) hem şehidin dul eşiyle evlenip onu onurlandırmak, hem de İslâm’a karşı gerçekleştirilen bütün tertiplerin içinde bulunan Âmir b. Sa’asaa kabilesi ile yakın ilişkiler kurabilmek hedefiyle onunla evlenmeye karar verdi. Gerçektende aynı kabileden gerçekleşen bu iki evlilik, Hz. Peygamber’in (sav) Âmir b. Sa’saa kabilesinin Müslümanlara katılmasına ne kadar ehemmiyet verdiğine işaret eder.

Rasûl-i Ekrem (sav) Umretü’l-kaza esnasında Meymûne’yle (rah) gerçekleştirmeyi düşündüğü düğününe Mekkelileri de davet etmek suretiyle onlarla da bir yakınlık vesilesi oluşturmaya çalıştı. Gerçekten de Mekke’de üç gün çok çabuk denecek bir süratle geçmişti. Hz. Peygamber (sav), bu vesileyle Müslümanların Mekke ile olan münasebetlerinde gerginliği ortadan kaldır­mak istiyordu. Ancak Hudeybiye barış antlaşmasına göre üç gün­den fazla Mekke’de kalması mümkün değildi. Rasûlüllah (sav), siyasî deha­sını burada da göstererek düşmanları ile uzlaşmak için her fırsatı değerlendirecekti. İşte bu evlilik, Kureyş’in İslâm’a ısınması için bulunmaz bir fırsattı. Belki bu sayede üç günlük süreyi uzatması mümkün olabilirdi. Bunun için düğün işleri tamamlanıncaya kadar kendisine vakit tanımalarını arzuladı. Fakat Kureyş, dördüncü günün sabahında Süheyl b. Amr ile Huveytib b. Abdi’l-Uzzâ’yı, Müslümanların Mekke’den çık­maları gerektiğini hatırlatmak üzere Rasûlüllah’a (sav) gönderdi­ler. Elçiler gelip artık çıkmaları gerektiğini, çünkü Hudeybiye’de verdikleri sözün böyle olduğunu söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Evet dediğinizde haklısınız. Lâkin müsaade etseniz de burada bir gün daha kalsak. Meymûne ile evlendik. Düğünümüzde siz de hazır bulunur, birlikte yemek yeriz” dediyse de gelenler, ziyafete kesinlikle katılmayacaklarını bildirip, Müslümanlardan Mekke’yi derhal terk etmesini istediler.[8]  Allah Rasûlü (sav) bunun üzerine ashabına Mekke’den ayrılma emri verdi. Kısa süre sonra da Hz. Peygamber (sav), Hz. Meymûne (rah) ile evliliği planlandığı gibi Mekke’de değil, Mekke-Medine yolu üzerinde bulunan ve Serif adı verilen, günümüzde de Nüveyriye olarak bilinen mevkide gerçekleştirdi. (Zilkade 7/Mart 629).[9] Bu evlilik beklenen neticesini kısa sürede vermiş, Meymûne’nin (rah)  kabilesi Âmir b. Sa’saa’ya  mensup heyetler kısa süre içinde peş peşe Medine’ye gelip Hz. Peygamber’le (sav) görüşmüş ve kabile içinde İslâmiyet yayılmaya başlamıştır.

Hadis kaynaklarında belirtildiğine göre Hz. Pey­gamber’in (sav) ölümüne sebep olacak olan hastalık, ilk defa Hz. Meymûne’nin (rah) evinde kendisini yakalamıştır. Bu hususta Hz. Âişe’den (rah) şöyle bir rivayet gelir: “Rasûlüllah ilk defa Meymûne’nin evinde hastalandı. Sonra benim evimde bakılmak üzere zev­celerinden izin istedi. Onlar da kendisine izin verdiler. Rasûlüllah, bir eli Fadl b. Abbâs’ın, diğer eli de başka bir adamın üzerinde idi, ayaklarını yerde sürüyerek çıktı”.[10]

Hz. Peygamber (sav) vefat ettikten sonra Hz. Meymûne (rah), insanların en hayırlısı ve şereflisi ile bir araya geldiği ve Serif’te onunla evlendiği bölgeye sık sık gitmeye başladı. İbn Sa’d’ın ifadesine göre o, Serif’te vefat etmişti. Burada Hz. Peygamber’le (sav) evlilik gerçekleştirdiği yerde defnedilmesini vasiyet ettiği için burada toprağa verildi. (H.51/M.671). Onun cenaze namazını yeğeni Abdullah b. Abbâs (ra) kıldırdı.[11] Meymûne’nin (rah) Hicretin 61. (M.680-81). 63 (682-83) veya 66’da (685-86) vefat ettiği söylenmekteyse de Hz. Âişe’nin (rah)  (ö. 58/678). “Meymûne bizim en müttakimiz. akrabalık bağını en fazla gözetenimizdi” şeklindeki sözü onun Hicri 58’den önce vefat ettiğini göstermektedir. İbn Sa’d’da bulunan başka bir rivayete göre o, Mekke’de Yezid b. Muâviye’nin halîfeliği döneminde vefat etmiştir. Öldüğü za­man seksen veya seksen bir yaşlarında idi. Mekke’de vefat ettiği için Abdullah b. Abbâs (ra) onu getirip Serif’te defnettirdi. Yolda onun tabutu taşınırken de Abdullah b. Abbâs (ra): “Ona yumuşaklıkla muamele edin. Onu sarsmayın. Çünkü o, annenizdir” diyordu.[12]

Rivayetleri Kütüb-i Sitte’deyer alan Meymûne’nin (rah) Rasûl-i Ekrem’den (sav) yetmiş altı hadis naklettiği kaydedilmektedir. Kütüb-i Sitte’de bulunan hadislerin toplamı 46’dır. Bu rivayetlerden yedisi Sahîhayn’de,biri yalnız Sahîh-i Buhârî’de, beşi yalnız Sahih-i Müslim’de bulunmaktadır. Rivayetlerin­den altmışı Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’‘inde yer almaktadır.[13] Kendisinden bu hadisleri kız kardeşlerinin çocukları İbn Abbâs, Abdullah b. Şeddâd b. Hâd, Yezîd b. Esam, Abdurrahman b. Sâib ile azatlıları Süleyman b. Yesâr ve Atâ b. Yesâr, İbn Abbâs’ın azatlısı Küreyb ve başkaları rivayet etmiştir.

Ashab’dan İbn Abbâs (ra), Rasûl-i Ekrem’in (sav) geceleyin nasıl ibadet ettiğini görmek için bazen Meymûne’nin (rah) evinde yatmış, teyzesinden Rasûlüllah (sav) uyandığında kendisini de uyandırmasını istemiş ve bu husustaki tespitlerini riva­yet etmiştir.[14]

Hz. Meymûne’nin (rah), kız kardeşleri bakımından dikkat çe­ken bir özelliği bulunmaktadır. Bu özellik, bütün kardeşlerinin devrin en büyük ve itibarlı şahsiyetleri ile evlenmiş olmalarıdır. Bu sebeple annesi Hind binti Avf b. Züheyr için “İhtiyar kadınların en talihlisi, yeryüzündeki büyük da­matları toplamış” denirdi. Gerçekten de bu hanım, damat bakımın­dan yeryüzünün en şerefli ve itibarlı kadını sayılmıştır. Çünkü da­matlarına bakıldığında başta Hz. Peygamber (sav) olmak üzere birçok yüksek şahsiyeti görmek mümkündür: Bunlar: Cafer b. Ebî Tâlib (ra), Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ali (ra), Hz. Hamza (ra), Hz. Abbâs (ra), Velid b. Muğire, Ubeyy b. Halef el-Cumahî ve Ziyad b. Abdullah b. Mâlik el-Hilâlî’dir.[15]

[1]     İbn Hişâm, IV, 296.

[2]     İbn Sa’d, VIII, 132; İbn Abdilberr, IV, 1914-1915.

[3]     Buhârî, Cizye ve’l-Muvâdaa 19, Meğâzî 35.

[4]     Buhârî, Meğâzî 43.

[5]     İbn Sa’d, VIII, 132-133, 137.

[6]     İbn Hişâm, IV, 296; İbn Abdilberr, IV, 1916-1917.

[7]     Ahzâb, 33/50.

[8]     İbn Abdilberr, IV, 1917-1918.

[9]     Bu­harî, Meğâzî, 43; Müslim, Nikâh, 48.

[10]    Müslim, Salât 21; İbn Hişâm, IV, 298.

[11]    İbn Sa’d, VIII, 135, 139.

[12]    İbn Sa’d, VIII, 140.

[13]    Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI,329-336.

[14]    Müslim, Müsâfırîn, 181, 182, 185-195.

[15] İbn Abdilberr, IV, 1915. Bu konuda ayrıca bk. Ayşe Abdurrahman, Terâcimü Seyyidâti Beyti’n-Nübüvve, s. 415-418; Kazıcı, Ziya, Hz. Muhammed’in Aile Hayatı ve Eşleri, s. 341-351; Kandemir, M. Yaşar, “Meymûne”, DİA, XXIX, 506-507.

 

  • PAYLAŞ